
Erdal ÇİL
DÜŞLERİMDEN DİŞLERİME BİR YOLCULUĞUN ADI
Genç yaşlarında düşlerinin peşinde koşarken hangimizin aklına geliyordu ki dişleri? Ancak yaş aldıkça ve bütün değerlerimizi bir bir kaybettikçe ilgimiz ister istemez düşlerimizden dişlerimize doğru kayıp gidiyor.
Sanırım sağlığın birçok dalında olduğu gibi diş sağlığı konusunda da genetik yatkınlık önemli. Kendimi bileli elimden geldiğince iyi bakmama, titizlenmeme rağmen sanırım sağlık konusunda kapılarını en çok çaldığım kişiler bu yüzden diş hekimleri. İşte tam burada da alınan duaların da önemini atlamamak gerek. ‘Allah hep iyilerle karşılaştırsın’ duasını büyüklerimden duyduğumda inanın bırakın önemini, yeterince anlamadığımı da itiraf etmeliyim.
Muğla Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin yöneticileri, sevdiğim ve dostluklarına kıymet verdiğim arkadaşlarım ancak bu yazının yazılmasına vesile olanlar sadece onlar değil. Hatta buradan onların da tıpkı benim gibi o duayı çokça aldıklarını düşünüyorum ki, Allah onları da böylesine iyi insanlarla iş ortamında buluşturmuş.
Görüp inceleyen diş hekimlerince sanat eserine benzetilen ve on beş yıldır kullandığım kanal tedavili dişlerim ömrünü tamamlamış ve ağzımdaki eksiklere tam üç tane daha eklenmişti. Ölenle ölünmüyordu ve biz artık duygusal travmalara fazla takılacak yaşları da çoktan geçmiş bulunuyorduk. Muğla Sağlığı için çok önemli gördüğüm ve işleyişi konusunda da bütünüyle güvenimi kazanmış olan Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, gözü kapalı gidebileceğim doğru adresti ama doğrusunu söylemem gerekirse bunu düşündüğüm 2024 yılı Haziran ayında bu konuda küçük de olsa bir çekincem vardı. Böylesi güzel bir tesisin ilimize kazandırılmasında büyük katkıları olan başhekim; o sıralar siyasi tercihini yaparak doğup büyüdüğü Datça’ya aday olmuş, seçim sonrasında da üzerinden üç ay geçmesine rağmen görevine iade edilmemişti. Bizim kamu olsun, özel sektör olsun kurumlarımızda yöneticimiz var ise kurumda ağır aksak da olsa bir düzen ille de vardır ama aksi durumunda ise hepsinde olmasa bile çoğunda bir gevşeklik kendini gösterirdi. Burada da böyle bir tabloyla karşılaşırsam canımın sıkılmasıyla kalmaz ciddi bedeller de ödeyebilirdim.
İstişare için gittiğim merkezin müdürüne, kayıp dişlerimin yerine implant düşündüğümü söyleyince kendi babasına da implantları burada yaptırdıklarını ve gayet memnun kaldıklarını söylemesi başlangıç için moral verici olmuştu. Tabii ki konu implant olunca sadece benim düşüncem yeterli değildi. Buradaki değişik uzmanların gerek radyolojik, gerek fiziki tetkikleri sonucunda ağız ve kemik yapılarımın değerlendirilmesi gerekiyordu. Bu düşüncelerle biraz ürkek de olsa neticede 7 Haziran Cuma günü nöbet kliniğinde Dt. Merve Türkoğlu’nun muayenesi sonucu iki dişime birden implant tedavisi amacıyla ‘Bismillah’ diyerek çıkmıştık yola.
O gün komple panoramik röntgenle birlikte durum detaylı olarak değerlendirilince hemen ayın 11’ine tekrar randevu verilmiş ve hem Dt. Merve Türkoğlu hem de protetik uzmanı Pelin Ergir Çam tarafından durumum değerlendirilerek tedavi sürecim başlatılmıştı.
Sistem tıkır tıkır işliyor, randevularım telefonuma da geliyor, alışkanlığım üzere her randevuma en azından bir yirmi dakika öncesinden gidiyor, yeri geliyor, bazen yarım saat, bazen on dakika, bazen de bir saati aşkın beklemek zorunda kalıyordum ama sisteme, çalışanlara olan güvenimde zerre kadar bir sarsılma olmadığından bekleme sürelerimde hiç gerilmiyor, sıkılmıyordum.
28 Haziran 2024 Cuma günü randevu saatim 14.00 olmasına rağmen bir saatten fazla beklemiştim. Benden sonra gelen hastalar teker teker çağırılarak içeri giriyor, üç beş dakikalık işlemleri sonrası çıkıp gidiyorlar ve bana bir türlü sıra gelmiyordu ama bir kere sistem ve çalışanlar güvenimi kazanmışlardı ya, hiç umursamıyor, ümitle, sakin sakin bekliyordum. Bu bekleyiş sırasında birden bekleme salonunda benden başka kimsenin kalmadığını görmüş, hem haftanın hem de günün mesaisinin de sonuna gelindiğini düşününce biraz endişelenmiştim ama içeri çağırılıp, 3. Katta bu sefer diğer geldiğim odaların karşı tarafındaki bir ünite alındığımı ve Uzm. Dt. Merve Hanım’la birlikte Uzm. Dt. Seda Hanım ve hemşirelerinin de, yüklenici firma elemanıyla birlikte beni beklediklerini görünce doğrusu az önceki şüphelerimden dolayı kendime kızmıştım. Evet, günün de, haftanın da son mesai saatleriydi ama ekip, benden önceki bütün ufak tefek gördükleri işleri hızla bitirmişler ve hazırlıklarını tamamlayarak beni çağırmışlardı. ADSM’ de bile belki çok az çalışan kalmıştı o saatte ama orada; 3. Katta benim ağzımda ekip olarak bir saatin üzerinde çalışmıştılar. Dişimin birinde enfeksiyon olması biraz üzmüştü onları ama ekip sağlamdı, inanıyorlardı ve ben de o inancı görüyordum.
Sonra yaklaşık on defa daha çağırıldım ve gittim. Bu arada ekibin tabi ki tek işi ben değildim ve onlara da birkaç aylık geçici görevler çıkıyor, hastalanıp istirahat aldıkları oluyordu ama inanın dişimle ilgili yerlerine bakan arkadaşları aradığında raporlu olmalarına rağmen kesinlikle olaya müdahil oluyorlardı. Merve, Seda, Pelin, Sebahattin, Çiğdem arasındaki dayanışma ve istişare kültürünün bu kadar sıkı olması beni zaten manevi olarak çok rahatlatıyordu.
İnsan vergi dairelerinde, tapu dairelerinde falan saatlerce bekliyor ve sabredebiliyordu yalnız konu sağlığa gelince sanki içlerinden başka bir canavar çıkıyor ve daha sabırsız, daha aksi davranıyordu. Bu süreçte Muğla ADSM’ de gördüm ki, randevu/numara sistemi düzgün çalışıyorsa hastamız onun verdiği güvenle, sabırla bekleyebiliyordu. Tabii bir de bekleme yeri, ortamı önemliydi ve insanın canının sıkılmaması üzerine koridorların tasarımı yapılmış, yazın serin, kışın ise sıcacık oluyordu. İnsan özellikle evinin dışında bir işletme veya tesise gittiğinde öncelikle ilk baktığı yerlerden biri de tuvaletleri oluyor ve tesis hakkında size en doğru bilgiyi tuvaletlerde gördüğünüz temizlik veriyor. Allah nazardan saklasın ki Muğla ADSM’ de tuvalet kâğıdından deterjanına kadar tuvaletlerde her şeyi tertemiz ve eksiksiz. Sadece röntgenin bulunduğu yerde sanırım bir ekran da hemen dış taraftaki büyük koridorun oraya konulsa, bekleyenler o küçük, dar alana sıkışmazlar diye aklımdan geçmişti. Sanırım hastasına karşı her inceliği şu ana kadar esirgememiş yönetim, buraya da ilerleyen günlerde bir çözüm bulacaktır diye düşünüyorum.
Basının görevi genelde aksayanları görmek ve bu yüzden çoğunlukla içinizi karartma pahasına da olsa güzel şeyler yazamıyoruz ama neticede insanız ve gördüğümüz güzellikleri de paylaşmadan geçemiyoruz. Başka illeri bilmem ama bu şehrin sağlığı için çalışan, kafa yoran, dertli insanların varlığı ümit verici. Umarım paydaşları da onlara gerekli destekleri esirgemezler ve Muğla ADSM gibi nice güzelliklere hep birlikte tanık olur, mutlu oluruz.
Erdal ÇİL
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.