
Erdal ÇİL
GÖREVDE YÜKSELME VE UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ MEVZUATI DA MI…?
Evet, maalesef genç yaşında, henüz delikanlılık çağında bu mevzuatın da içini boşalttılar, birçok mevzuatımız gibi onu da tarihin erken yitirdiklerimiz arasına çoktan kaydını düşürdüler.
Bakmayın halen yürürlükte olanların arasında isminin olduğuna. Mevzuat kabristanımız öylesine doldu ki yer bulunamıyor. Bu yüzden şimdilik ölü olsalar bile raflarda sanki diriymiş gibi tutuluyorlar.
Geçen yılın Ekim ayından beri, Sayıştay Başkanlığı’nın son denetim raporlarına geçmiş bulgulardan üniversitelerimize bakmaya devam ediyoruz. Bu beş aydır üzerinde durduğumuz kusurlar dikkat ederseniz öyle teknik, bürokratik yönden beceri falan gerektiren konular olmadığını görürsünüz. Yani üç-beş yıllık hakkıyla ortalama bir bilgi seviyesine sahip bir memuru bu kurumlara yönetici olarak koysanız, asla yapmayacağı hataları yazıyoruz aslında. Çünkü önce bunlardan başlayalım demiştik ki sonrasında da daha zekâ gerektiren, daha ustalık gerektiren ve daha kötü niyetle yapılma ihtimali olan kusurlara sıra gelsin istemiştik ama gördüğünüz gibi buradan bile neredeyse beş aydır çıkamıyoruz.
Ben sabrınıza sığınıyorum ama üniversitelerimizin yönetim ve denetimlerinden sorumlu kurum ve mercilerin gösterdikleri sabırlara da imrendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim doğrusu.
Neyse biz işimize dönelim.
Yine birçok üniversitemizde sıklıkla yapılan ancak raporlara sadece bir üniversitede yapılmış gibi girmiş olan bir bulguya bakalım. Bizler memuriyete başladığımız sıralarda tamamen kurum yöneticilerinin keyfine bağlıydı bir memurun görevde yükselmesi ve unvan değiştirmesi. Sonrasında bununla ilgili yönetmelikler düzenlendi ve her kurum kendince ilkeler belirleyerek bunları bir düzene sokmaya başladı. Ancak iş barışına ne kadar katkısı oldu bütün bunların derseniz cevabım yine bir tebessüm olur. Kısa zamanda kurumlar önce kendi çıkardıkları bu yönetmeliklerin bir güzel etrafından dolanıp geçtiler, sonra da onları yine kendi elleriyle bir güzel etkisizleştirerek bildiklerini okumaya devam ettiler. Şimdi ise neredeyse bütün kurumlar bir ağızdan koro halinde söylemeye başladılar:
“Orada bir yönetmelik var uzakta
O yönetmelik bizim yönetmeliğimizdir.
Uymasak da, görmesek de
O yönetmelik bizim yönetmeliğimizdir.”
Dediğim gibi 2023 kayıtlarında bir tek Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nin adı geçmiş bu yönetmeliğe uygun iş yapmayan kurum olarak ama 2024 raporları açıklandığında orada da göreceğiz diğerlerini, geçmişte de gördük nicelerinden misliyle bu yönetmeliğe aykırı işler yapanları.
Söz konusu üniversitede bilgisayar işletmeni olarak görev yapan personel görevde yükselmeye tabi olmayan fakülte sekterliğine atanmış ve burada kısa bir süre görev yapmıştır. Daha sonra personelin eski görevine ya da yönetmeliğe göre muadili bir göreve dönmesi gerekirken görevde yükselmeye tabi olan ayniyat saymanlığı görevine sınavsız bir şekilde ataması gerçekleştirilmiştir. Aynı üniversite, fakülte ve yüksekokul sekreterliğinden yalnızca şube müdürü ve ayniyat saymanı kadrolarına değil, unvan değişikliğine tabi olan mühendis, biyolog ve tekniker kadrolarına da sınavsız şekilde atamalar gerçekleştirmiştir. Üniversitede, fakülte ve yüksekokul sekreterliği kadrolarının sınava tabi olan kadrolara sınavsız atama yapabilmek amacıyla kullanıldığı görülmüştür.
Yükseköğretim Kurumu sık sık bütün rektörleri toplayarak onlara bazı bilgiler aktarır, eğitime tabi tutar. Kuruma göre o an orada bir araya gelen herkes rektördür ve her rektörün bir üniversitesi vardır ama bu sadece kâğıt üzerinde böyledir. Orada bir arada bulunan rektörler arasında öylesine derin farklılıklar vardır ki bir kısmı diğerlerine rektör/mevkidaş gözüyle bile bakmaz. Onlar büyük üniversitelerin rektörleridirler ve küçük üniversitelerin rektörleri gibi sadece maaşları yoktur. Maaşlarının yanında değişik başlıklarla, döner sermaye vb. ödemelerle aldıkları gelirler onlara öyle bir imtiyaz ve güç verir ki zehirlenmemeleri adeta imkânsızlaşır. Baştan beri söylüyoruz ve söylemeye de devam edeceğiz. Maaşlarının haricinde aldıkları bu gelirleri sadece vergi matrahı yönünden değerlendirip meşrulaştırırsak biz daha çokça bir rektörün nasıl olup da bütün kanunları, mevzuatları kurduğu ve suç ortağı haline getirdiği ekibiyle birlikte kadükleştirip içini boşalttıklarını yazar dururuz. Bizim gibi bilgiden daha ziyade akli melekelerini kullanma eğilimindeki toplumları kontrol etmede en güçlü araç devletin yürürlüğe koyduğu kanun, yönetmelik kısaca nizamlardır. Siz bir şekilde bunların üstelik kendi atadığınız yöneticiler eliyle etkisizleştirildiklerine zemin hazırlar veya seyirci kalırsanız 15 Temmuz öncesi gibi daha çok gayrimeşru güç yapılanmalarının gün gelip karşınıza birer odak şeklinde çıkmasına da fırsat verirsiniz. Siz falan üniversiteye atayıp, orayı hukuka uygun şekilde yönetsin dersiniz ama o buradan aldığı bu gayrimeşru güçle, gücüne güç katar, organize olur ve sonra da kalkıp sizi bile idare etmeye kalkar.
Örnek mi: Yakın tarihimiz derya gibi. Bir de bu yönüyle bakıp karıştırın sayfalarını.
Erdal ÇİL
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.